Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinin Siyasallaşması

Yeni Köşe Yazarımız Behiye Elvin Gürü "Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisinin Siyasallaşması" başlıklı ilk yazısı ile urfa.com'da okurlarıyla buluşuyor.

Maslow, “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” kuramı aracılığıyla ihtiyaçların sınıfsal karakterini  ortaya koymaktadır. Bu anlamda alt ve orta sınıflar ilk üç katmanda belirtilen ihtiyaçlara yoğunlaşırken, yüksek gelirli sınıfların dördüncü ve beşinci katmanlardaki ihtiyaçlara zaman-enerji ayırabileceği dikkate alınmalıdır.

İlk üç katmandaki ihtiyaçlar esasen maddî nitelikte iken, dördüncü ve özellikle de beşinci katman manevî nitelikte ihtiyaçlardır. Oysa maddî ihtiyaçlarını tam olarak tatmin edemeyen insanların pek azı dördüncü ve beşinci katmanlara ulaşabilmektedirler.

İlginçtir, insana “insan” vasfını veren ve bu anlamda onun mutluluğuna en çok katkı sunan katmanlar dördüncü ve beşinci katmanlardır. Ne var ki bu katmanlara ulaşabilen insanların oranı, ilk üç katmanda sıkışıp kalan insanların oranına kıyasla oldukça düşüktür.

Sağ Popülist hükümetler tarafından Maslow Piramidi’nin ilk üç katmanına hapsedilen insanların geniş bir kısmının ait oldukları sınıf,  prekaryadır.

Prekaryanın çoğunlukla düzenli bir geliri, sabit çalışma saatleri, sosyal ve iş güvenceleri yoktur. Pek çok farklı işte eşzamanlı olarak çalışan insanlardan oluşmaktadır. Emekli olup çalışmaya devam edenler, ay sonlarını getirmekte zorlanıp ek iş arayışına girenler, ebedî stajyerliğe mahkûm edilen üniversite mezunları, “freelance” yani serbest çalışanlar, ailesinin parasıyla geçinmeye devam eden işsiz gençler, kredi üzerinden yaşayanlar, “part-time” iş sahibi olanlar vb. hepsi “prekarya” kategorisine dâhildirler.

AKP hükümeti ile bu sınıftaki insanların sayısı oldukça artmıştır. Türkiye genelindeki işsizlik sayısı oldukça fazladır. Şanlıurfa’daki işsizlik oranları incelendiğinde ise Türkiye genelinde en çok işsizliğin Urfa’da olduğu görülmektedir. Peki, Dört yıldır size fabrika yapıyoruz diyen belediye başkanı nerededir?

Türkiye’de işsizlik oranı, 2021’de bir önceki yıla göre 1,1 puan azalışla yüzde 12 olarak gerçekleşti. Şanlıurfa bölgesinde ise işsizlik oranı yüzde 15 seviyesinde gerçekleşti.

İşsizlik oranlarının bu kadar artması ve tarihin en büyük iş veren yanlısı olan AKP hükümetinin politikaları, patronlara işçi kesimini istediği gibi kullanma fırsatını aşağılama, sigortasız, tazminatsız çalıştırma imkanı vermiştir. Bu politikalar işletmelerde personel devir hızını arttırmış, hiç kimsenin kendini güvende hissetmediği işletmeler, fabrikalar ortaya çıkarmıştır.

Bu işletmeler her gelen hükümete sırtlarını yaslayarak, kimse ile ters düşmeden çalışan kesimin kanını emmektedir. Kapitalist sistemin çarkına su taşıyarak kendi menfaatlerini korumaktan başka bir şey yapmamaktadır. Bu nedenle Şanlıurfa 1. ve 2. Organize sanayinde neler oluyor yakından bakılmalıdır. Şanlıurfa sanayisini temsil eden kurumlar hükümet yandaşı siyaset izleyerek çalışan personelin canını alacak stratejiler uyguluyor. Bir kişiye beş kişinin işi yükleniyor. Personel aşağılık bir varlık yerine konuyor. Çalışana tazminat ödenmemek için personel devir hızı çok yüksek tutuluyor. Uluslararası düzeyde güven vermeyen bu kurumlarda  bu nedenle ihracat oranları sıfır düzeyde. Kesinlikle kurumsal bir yapı yok. Asgari ücret ödemesinin tam olarak yapıldığı hususu şaibeli. Cemaat ve tarikatlara mensup insanlar ya da buralardan referanslı insanlar ancak işe alınıyor. Personelin hiçbir sosyal hakkı yok. Hamile kalınca ya da evlenince izin verilmek yerine işten atılıyor.

Dolayısıyla, 12 Eylül’den bu yana bir cenderede sıkılan ve Maslow piramidinin ilk üç   bölümünden çıkamayan insanlar bu acımasız çarkın içinde harcanıp gidiyor ve bu bilinçli olarak yapılıyor.

Karnını doyuramayan insanların, ekmek kavgasında iken Akkuyu Nükleer Santralinin aslında ikinci bir İncirlik Üssü olduğunu anlaması mümkün değildir. Ya da yüz yıllardır Rusya’nın sıcak denizlere inme isteğine aslında Ak parti sayesinde kavuştuğunu bilmesi mümkün değildir. Bu nedenle toplum belli bir alanda sıkıştırılmıştır.

Dolayısıyla yeni bir hükümet değişikliği halinde geçmişteki dönemin öne çıkan sorunları, yapısal ve mantıksal dokunuşlarla incelenmeli özellikle yukarıda anlatılan tarzdaki kurumlar yakından incelenmeli ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Kimsenin insan emeğini, duygularını sömürerek bu vatana ve bu toprağın insanlarına ihanet etme hakkı yoktur.

Zira Şanlıurfa sanayi ve ticari hayatının gelişmekten başka çaresi yoktur. Lakin bu kadar vizyonsuz sanayici ile bu işin nasıl olacağı tam bir muammadır.

 

Saygılarımla.

Behiye Elvin GÜRÜ

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu