Kutsallar yıkılmadan

Hala da aynı yöntemlerle devam ediyorlar. Göz alıcı saraylar, şatolar, ,görkemli tapınaklar inşa etmişler.

Kutsallar yıkılmadan

Sömürünün tarihi olan sınıflı toplumların oluşmasından günümüze ezen sınıflar ezilen, daha doğrusu ezdikleri çoğunlukların üzerinde hükümranlıklarını hep kutsallar dayatarak ve kabul ettirerek sorunsuzca sürdürmüşlerdir.
Hala da aynı yöntemlerle devam ediyorlar.
Göz alıcı saraylar, şatolar, ,görkemli tapınaklar inşa etmişler.
Hala da ediyorlar.
Kitaplar yazmış, İlahlar, kutsallar yaratarak, her çağda güçlerine güç katmışlar.
Ezilenleri, cennetlere, cehennemlere inandırmış, inançlarla hurafelere uyutmuşlar.
Yetmemiş.

Yarattıkları cennet, cehennemlerine nasıl gidileceğine ya da gidilmeyeceğine dair yollar, yöntemler belirlemişler.
Toplumları biat ettirmek için her yolu mubah saymışlar.
Çünkü her kutsal, yaratılan her şey aslında muktedirlerin yansıması demektir.
Bu yüzden, yaşarken güçleri, öldüklerinde ise bedenleri tapınaklara dönüşmüş.
Ezenlerin açısından anlaşılabilir durumlar.
Ezilenler ne yapmış bu arada?

Efendilerinin refahı, gücü, rahatı, egemenlikleri sürsün diye gönüllü köle olmuş, anına bile yaklaşamadıkları devasa yapılara, makamlara gardiyan olmuşlar.
Dayatılan kutsalları kutsal kabul etmiş, kutsallar için ölmeyi, öldürmeyi yiğitlik, görev hatta ibadet kabul etmişler.
Hala da kabuller devam ediyor.

Direnen zelal yürekler ise hiçbir kutsalı kabul etmemiş, boyun eğmemiş, her türlü bedeli ödemiş, ihanetlere uğramış, acılar çekmişler.

Biliyorlardı ve biliyorlar ki kutsal olan yaşamak, yaşatmaktır.
Kutsallar yıkılmadan toplumlar özgür olamaz, barış, huzur yüzü göremezler,
Kutsal olan tek şey, yaşamak ve yaşatmaktır.
Hala direniyor, hala acı çekiyorlar.
Tek değil, tüm dillerden SELAM OLSUN o yüreklere.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu