Bu makale 23 Şubat 2020 15:51:41 Tarihinde eklenmiştir.

KAFESTEN BİR KUŞ UÇTU VE DELİ OLDU

Üniversiteye ilk başladığım yıllarda sinema atağa kalkmıştı. Şehrin dört bir yanında sinema salonları açılıyordu. Tiyatro sahnelerinin yerine de sinema salonları açılıyordu. “Tiyatro ölüyor, yok oluyor.” diye bir söylenti yayılmıştı dört bir tarafa. Aradan 20 sene geçti, o zamanlar açılan sinema salonlarının yerini yine tiyatro sahneleri almaya başladı yavaş yavaş. Tiyatro küllerinden yeniden doğuyordu, sessiz sedasız geçen zaman sanki onun teknolojiye karşı güçlendirmişti. Tiyatroda en çok sevdiğim canlı performans sırasında izleyici ve oyuncular arasında oluşan enerji, duygu alışverişidir. Bu deneyim bit tek tiyatroda yaşanabilir diye düşünüyorum. Bu yazımda sana “Kafesten Bir Kuş Uçtu” adlı oyundaki deneyimlerimi anlatıyorum.

KAFESTEN BİR KUŞ UÇTU
 
KenKesey’in “Kafesten Bir Kuş Uçtu “romanın tiyatro uyarlaması olan “Guguk Kuşu” İzmir devlet Tiyatrosu’nda sahneleniyor.  Oyun 2 perde ve 120 dakika sürüyor. Salona girdiğimde ilk dikkatimi çeken sahneye hakim olan beyaz renkti. Temizlik, saflık gibi duyguları çağrıştıran bu renk asimetrik uzun sandalyelerin, merdivenlerin, sopaların verdiği hisle bana sanki başka bir alemin içine gireceğim duygusunu uyandırdı. Ve oyuncularında rollerinin hakkını sonuna kadar vermesiyle öyle de oldu. Kahraman McMurphy tutukluluktan kurtulmak için akıl hastası rolü yapar ve yöneticilerinde en az hastalar kadar anormal olduğu bir akıl hastanesi koğuşuna düşer. McMurphy asi ruhlu bir adamdır ve süregelen otoriter sisteme savaş açar. Oyun boyunca deli diye adlandırılan şahsiyetlerin deliliklerinin nerede başlayıp nerede bittiği, deliliğin neden anormal kabul edildiği sorgulanmaktadır. Sonuçta deli dediğin sosyal düzenin çarklarına uymayan yapısından dolayı çeşitli tedavi metotlarıyla sosyalleştirilmeye  çalışılan bir canlıdır. İşte bu deliler koğuşunda da bir sistem vardır ve yöneticinin amacı sistemin devam etmesidir, delilerin tedavi olması değil. Normal dediğimiz insan özgür müdür, deli dediğimiz insan hastalığının tutsağı mıdır? İyileştirilmek, normalleştirilmek mutlu bir yaşam için şart mıdır?
 
Fuayede oyunda sözü geçen hastalıkların ve tedavi yöntemlerini açıklayan bir pano vardı.Her terimin açıklamasının altında o terimle ilgili replikler de yazılıydı. Bu panodaki bilgilerle yukarıda sorduğum sorular kafamda epey örtüştü...
 
KenKesey: Romanın yayınlanmasından önce CIA tarafından insan zihnini kontrol etmek üzere yürütülen deneylere katılır. Sıra dışı ve muhalif bir yazar olarak 68 ruhunu yansıtır..
 
“Hayır asla, benim egomanyak kardeşim. O kendisini bize adamış, her zerresini bizlerin iyiliğine vermiştir. Dünyada tek istediği bizim buradan  elimizi kolumuzu sallayarak çıkmamız, topluma faydalı olmamız ve hayata ayak uydurmamızdır. Bunu dünyada her şeyden çok ister.”
 
Antipsikiyatri: 20. Yüzyıl başlarından itibaren kurumsallaşan modern psikiyatrinin savlarını eleştiren bir akımdır. Bu akıma göre akıl hastalığı olarak tanımlanan durumlardaki insanlar aslında toplumdaki aksaklıkları yansıtıyorlardır. Halbuki aslolan toplumsal düzenin içindeki hasta edici sorunlardır. Onlara göre şizofreni bir hastalık değil, kişisel siyasi bir eylem, ailenin ve toplumun baskısına karşı gösterilen tepkisel bir sendromdur.
 
“Bu koğuş toplumun ufak bir bölümüdür. Toplumlar da kimin akıllı kimin deli olduklarına karar verdiklerine göre, bu topluluğun ona uyması gerekir.”
 

 
Lobotomi: Bir beyin cerrahisi yöntemidir. Önbeyin insanı insan yapan beyin bölgesidir denebilir. Yargılama, muhakeme, duygular, düşünme, davranışlarımızı tartıp biçme, neden-sonuç ilişkisi kurmak bu bölgenin ana işlevidir. Bu bölgedeki sinirsel ağlar kesilerek bu işlevlerde bir değişim meydana getirilir. Saldırgan, taşkınlığı olan delilere uygulanan tedavi yöntemiydi. Sonra zaman içinde tedavi seçeneği olmaktan çıkmıştır.
 
“Bence cerrahi bir müdahale daha faydalı olacak. Bir ameliyat yani. Öyle önemsenecek bir şey değil. Fakat inatçı vakalarda tam başarı sağlayan bir yöntem.”
 
Elektrokonvulsif Terapi: Halk arasında “şok tedavisi” olarak bilinen yöntem ilaçlarla iyileşmeyen depresyon hastalarında uygulanır. Başka bir çok psikiyatrik sorunda tedavi seçeneğidir. Kişinin alnına kablolarla elektrik akımı verilir. Kişinin bilinci geçici olarak kapanır. Tedavi olarak etkileyicidir fakat görüntüsü nedeniyle eleştirilmiştir. Bir tür “cezalandırma” aracı olarak kullanıldığı sık sık dile getirilmiştir. Günümüzde ve Türkiye’de hala uygulanmaktadır.
 
“Elektroşok tedavisi dostum. EŞT! Bu öyle bir şey ki; uyku ilacı, elektrikli sandalye ve işkence çarkının karışımıdır.”
 
Katatoni: Kişinin tam bir hareketsizlik, suskunluk ya da durdurulamayacak kadar aşırı bir hareket halinde olduğu psikiyatrik bir durumdur.
 
“Çok zaman evvel Bay Bromden’e konan teşhis katatoniydi.  Bu kelimenin anlamını sanırım siz bize açıklayabilirsiniz Bay Harding.”
 
Akıl Hastanesi: Tarih  boyunca psikiyatrik sorunların tedavisi için çeşitli kurumlar ortaya çıkmıştır. Ülkemizde en eski akıl sağlığı merkezlerinden birisi Bergama’da yer alan Asklepion’dur.
 
“Yani daha evvel ruhi bir rahatsızlık geçirmemişsiniz. Hiç böyle bir müesseseye girdiniz mi? Yani akıl hastanesine?”
 
Akut ve Kronik Hastalar: Akut hasta servislerinde psikiyatrik sorunları kısa süre önce ortaya çıkan hastalar yatar. Kronik hasta servislerinde ise genellikle uzun süredir şizofreni gibi ağır belirtilerle seyredebilen psikotik bir bozukluğu olan hastalar yer alır.
 
“Kurallar, kurallar, kurallar... Ne yani bu kronikler de mi oylamaya katılacak?”
 
Sözün özü, “Kafesten Bir Kuş Uçtu” eseri akıl hastalığını ve tedavi yöntemlerini sorgularken yaşadığımız toplumsal düzeni de eleştiren bir başyapıt. Eğer akıl hastalıklarının geçmişten günümüze hangi yöntemlerle tedavi edildiğine dair daha kapsamlı bir kitap okumak isterseniz MichelFoucault’un Türkçeye “Deliğin Tarihi” (Madness andCicilization) adıyla çevrilen üç ciltlik kitabını tavsiye ederim.
 

 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
Melike Yıldız Diğer Yazıları
DAHA: sevgi-şefkat- merhamet: DAHA
KENDİ DÜNYASINDA BİR EDEBİYAT: HAKAN GÜNDAY
CORONA HER YERDE
MONOLOG...
KAFESTEN BİR KUŞ UÇTU VE DELİ OLDU
MESLEĞİM YAZARLIK
​BİR BAŞKA SİNEMA
BAZI KADINLAR KORSAN RUHLUDUR, BAZILARI SADECE KORSAN...
​MESAJINIZ VAR
​​YENİ YIL FANTEZİLERİ
​DURDURULAMAZ
​EKİM HİKAYESİ (OCTOBER TALE) – NEIL GAIMAN
​1 YAZAR 5 EVREN: MURATHAN MUNGAN
​BENDEN NE OLUR? KENDİYLE DOST OLUR!
​SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM
İzmir Hayal Parkı
ÖNÜMDE BOŞ BİR UZAM
​KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA...
MİDİLLİ 2: BALIKÇI KAPTAN
​MİDİLLİ 1: DEDEMİN BAKKAL DEFTERİ
DİYARBAKIR
URFA 4 : HARRAN ve TEK TEK DAĞLARI MİLLİ PARKI
​URFA 3: GÖBEKLİTEPE
​URFA 2 : SIRA GECESİ
​URFA 1: URFA SARISI
BİRAZ DAHA GÜNEŞ
​BAR KUŞU
​YAZI İŞÇİLİĞİNE GİRİŞ
DÜNÜN DÜNYASI
SEN BANA FAZLA İYİSİN
​AMSTERDAM’DA EV ÖZLEMİ
​BRÜKSEL’DE HEM DELİ HEM DİVANE
ANTWERP- GENT – BRUGGE: HIZLI ÇEKİMDE GEZMEK
FLAMAN MI VALON MU?
BİR DEMET KİTAP ve BİR BONUS
OLSUN.
ONDAN, BUNDAN, ŞUNDAN...
DİZİ DİZİ DİZİ 2
​BEN HEP SENİN YANINDAYDIM
​ASİYE KURTARDI!
​NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ
​HER KUŞA BİR YUVA
HER ŞEY HAYATTA KALABİLMEK İÇİN...
ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ
ZAMAN ZAMAN
2 OYUN 2 KİTAP
BAL BÖCEĞİ
DİZİ DİZİ DİZİ
​EVCİLLEŞTİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
EJDERHANA NASIL KENDİNİ SEVDİRİRSİN?
ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ
​AH ÇOK AYIP
ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?
YİNE DÜŞTÜK YOLLARA YOLLARA
VAR MISIN YOK MUSUN?
ŞEFKAT MEDİTASYONU
MELİKE LASTİKÇİDE
HADİ KOLAYSA SAKİN OL
Bu 5 Kişi Herkes Olabilirdi
Birbirimizi Taşımak
TEŞEKKÜR EDERİM
DİLİ OLAN KONUŞUR AMA NASIL?
İKİNCİ DİL ÖĞRENİMİNE DAİR HURAFELER
​YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK
BABAMIN 45LİKLERİ
1 KADIN 3 ŞAİR: OLAY NEDİR?
ÜÇ ADAM: FREDDIE , MÜSLÜM, LEONARD
KARANTİNA
CHOW CHOW
ŞEKERONYA
Aramadan Bulunmaz
BEN KENDİM İNSAN
Hadi İngilizce Öğrenelim
Çöpçatan
Dört Tip Olumsuz Duygu Hayatımızı Karartıyor
Hayal Et
Nerede Kalmıştık?
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ