Bu makale 09 Aralık 2019 18:53:15 Tarihinde eklenmiştir.

​EKİM HİKAYESİ (OCTOBER TALE) – NEIL GAIMAN

“Ah bu harika hissettiriyor.” dedim ve kasılmamın son belirtilerinden de kurtulmak için boynumu esnettim.

Sadece iyi hissettirmedi, gerçekten de harika hissettirdi.  Çok uzunca bir süre lambanın içinde sıkışıp kalmıştım. Hiç kimsenin bir daha onu ovalamayacağını düşünmeye başlıyorsunuz.
 
“Sen bir cinsin” dedi elinde parlatma beziyle genç  hanımefendi.
 
“Benim. Sen zeki bir kızsın. Beni ele veren nedir?”
 
“Bir duman kümesi içinde belirmen,” dedi kız. “ Ve bir cine benziyorsun. Sarığın ve sivri ayakkabıların var.”
 
Kollarımı kavuşturdum ve gözlerimi kırpıştırdım. Şimdi blucin, gri spor ayakkabıları ve soluk gri bir süveter giyiyordum: şimdiki zamanın ve yerin erkek üniforması. Bir elimi alnıma doğru kaldırdım ve başımı iyice eğerek selamladım.
 
“Ben lambanın ciniyim.” dedim. “Sevin bakalım şanslı kişi. Sana üç dilek bahşetme gücüne sahibim. Ve sakın ‘Daha fazla dilek dilemek istiyorum.’ şeyini deneme – Oyun oynamayacağım ve bir dilek hakkını kaybedeceksin. Tamam. Hadi bakalım seni dinliyorum.”
Tekrar kollarımı kavuşturdum.
 
“Hayır.” dedi. “Demek istediğin tüm bunlar için teşekkürler, ama bu böyle iyi. Ben iyiyim.”
 
“Tatlım.” dedim. “Şekerim. Belki beni yanlış anladın. Ben bir cinim. Ve üç dilek? İstediğin her şey için konuşuyoruz. Hiç uçmayı hayal ettin mi? Sana kanat verebilirim. Varlıklı olmak, Krezüs’den zengin mi olmak istiyorsun? Güç mü istiyorsun? Sadece söyle. Üç dilek. Her ne istersen.”
 
“Daha önce söylediğim gibi.” dedi, “Teşekkürler, ben iyiyim. Bir şeyler içmek ister misin? O kadar zaman lambanın içinde vakit geçirdikten sonra susuzluktan kavruluyor olmalısın. Şarap? Su? Çay?”
 
“Uh...” kızın da belirttiği gibi gerçekten susadım. “Nane çayın var mı?”
Son bin yılın büyük bir bölümünü içinde geçirdiğim çaydanlığın hemen hemen aynısıyla bana nane çayı demledi.
 
“Çay için teşekkürler.”
 
“Mühim değil.”
 
“Ama anlamıyorum. Bugüne kadar tanıştığım herkes, bir şeyler istemeye başlardı. Süslü bir ev. Göz kamaştırıcı kadınların olduğu bir harem – tabi ki sen bunu istemezdin.”

https://glitter-and-be-gay.tumblr.com/post/146524769068/october-tale
 
“İsteyebilirdim. İnsanlar hakkında böyle kolay çıkarımlarda bulunamazsın. Oh,
bir de bana tatlım, güzelim veya bunun gibi şeyler deme. Benim adım Ela.”
 
“Ah!” anladım. “Sen o zaman güzel bir kadın istiyorsun. Özür dilerim. Tabi ki gerçekleştiririm ama önce istemen lazım.” Kollarımı birbirine kavuşturdum.
 
“Hayır.” dedi. “Ben iyiyim. Dilek dilemek istemiyorum. Çay nasıldı?”
 
Nane çayının içtiğim  en iyi çay olduğunu söyledim.
İnsanların dileklerini gerçekleştirmeye ne zaman ihtiyaç duymaya başladığımı ve acaba insanları çaresizce memnun etme ihtiyacında mı olduğumu sordu. Annem hakkında sorular sordu ve ben de ona annemin beni, ölümlüleri yargıladığı kadar yargılayamadığını çünkü benim bir cin, güçlü ve akıllı, büyülü ve gizemli olduğumu söyledim.
 
Humus sevip sevmediğimi sordu ve sevdiğimi söyleyince pita ekmeğini kızarttı ve humusa bandırmam için dilimledi.
Ekmek dilimlerimi humusa bandırarak keyifle yedim. Humus bana bir fikir verdi.
“Sadece bir dilek dile.” dedim yardımseverce, “Bir padişaha layık bir öğünü getirebilirdim sana. Her bir yemek bir öncekinden daha güzel olurdu, ve bütün hepsi altın tabaklarda servis edilirdi. Ve sonrasında tabaklar sen de kalabilirdi.”
 
“Böyle iyi.” dedi kız gülümseyerek. “Yürüyüşe çıkmak ister misin?”
Kasabayı boylu boyunca yürüdük. Lambanın içinde geçen onca yıldan sonra bacaklarımı esnetmek çok iyi hissettirdi. Bir halk parkına geldik ve gölün kıyısındaki bir banka oturduk. Hava ılıktı ama rüzgarlıydı, her rüzgar estiğinde sonbahar yaprakları ince ince yağıyordu.
 
Ela’ya bir cin olarak gençliğimi, melekleri nasıl gizli gizli dinlediğimizi ve meleklerin bizi fark ettikleri zaman üzerimize kuyrukluyıldızları nasıl attıklarını anlattım, ona zorlu cin savaşları günlerini ve Kral Süleyman’ın bizi nasıl sığ objelere: şişeler, lambalar, toprak tencereler, bunun gibi şeylere hapsettiğini anlattım.
 
Bana aynı uçak kazasında ölen ve kendisine evi bırakan anne babasını anlattı. Asla gerçekten usta bir tıbbi ressam olamayacağını anladığı noktada geri döndüğü çocuk kitapları resimleme işini ve resimlenmesi için her yeni kitap geldiğinde ne kadar mutlu olduğunu anlattı. Haftada bir gün yerel bir halk akademisinde yetişkinlere yaşam çizimleri öğrettiğini anlattı.
 
Hayatında bariz bir kusur, dilek dileyerek doldurabileceği bir boşluk göremedim, dileklerden bir tanesini kenara koydum.
“Hayatın güzel.” dedim ona. “Ama bu hayatı paylaşabileceğin kimsen yok. Dile ve sana mükemmel erkeği getireyim. Ya da kadın. Bir film yıldızı. Bir zengin... birisi...”
 
“Gerek yok, ben iyiyim.” dedi.
 
Eve geri döndük, Cadılar Bayramı için süslenmiş evleri geçtik.
“Bu doğru değil.” dedim. “İnsanlar her zaman bir şeyler ister.”
 
“Ben değil. İhtiyacım olan her şeye sahibim.”
 
“O zaman ben ne yapacağım?”
 
Bir an düşündü. Sonra evin ön bahçesini işaret etti. “Yaprakları tırmıkla toplar mısın?”
 
“Dileğin bu mu?”
 
“Hayır. Bu sadece senin ben akşam yemeğini hazırlarken yapabileceğin bir şey.”
Yaprakların rüzgarla birlikte dağılmamaları için onları çitin yanına bir yığın halinde topladım. Akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkadım. Geceyi Ela’nın misafir odasında geçirdim. Yardım istemiyor değildi. Yardım etmeme izin veriyordu. Onun ayak işlerini yaptım, boya malzemelerini aldım ve market işlerini hallettim. Uzun süre resim yaptığı günlerde boynunu ve omuzlarını ovmama izin verdi. Benim iyi, sağlam ellerim var.
 
Şükran Gününden kısa bir süre önce koridorun sonundaki misafir odasından asıl yatak odasına, Ela’nın odasına taşındım.
 
Bu sabah uyurken onun yüzünü seyrettim. Uyurken dudaklarının aldığı şekle uzun uzun baktım. Ürpertici bir günışığı yüzüne değdi, ve o gözlerini açtı ve bana gözlerini dikti, ve gülümsedi.
 
“Benim neyi hiç sormadığımı biliyorsun.” dedi. “Ya sen? Eğer sana üç dileğinin ne olduğunu sorsaydım, ne dilerdin?”
 
Bir an bunun hakkında düşündüm. Kollarımla onu sardım ve kafasını omzuma yasladı.
 
“Bu böyle iyi.” dedim. “Ben iyiyim.”
 
 
 
Not: Bu hikayeyi Neil Gaiman’ın sesinden dinlediğim andan itibaren onu Türkçeye çevirmek istedim. Hikayenin verdiği mesaj, yarattığı atmosfer, sadeliği, naifliği, kendiliğindenliği beni çok etkiledi. Telif hakları sorun olur mu diye düşündüm biraz . Sonra hikayenin internette her yerde yazılı, sözlü ve kısa film olarak bulunduğunu fark ettim. Yılın son ayında da dileğimi gerçekleştirmeye karar verdim. Sahi senin üç dilek hakkın olsaydı ne dilerdin?
 
 

 
 


Editör: Ahmet Şen 
Etiketler
Yorum Yap
Melike Yıldız Diğer Yazıları
​MESAJINIZ VAR
​​YENİ YIL FANTEZİLERİ
​DURDURULAMAZ
​EKİM HİKAYESİ (OCTOBER TALE) – NEIL GAIMAN
​1 YAZAR 5 EVREN: MURATHAN MUNGAN
​BENDEN NE OLUR? KENDİYLE DOST OLUR!
​SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM
İzmir Hayal Parkı
ÖNÜMDE BOŞ BİR UZAM
​KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA...
MİDİLLİ 2: BALIKÇI KAPTAN
​MİDİLLİ 1: DEDEMİN BAKKAL DEFTERİ
DİYARBAKIR
URFA 4 : HARRAN ve TEK TEK DAĞLARI MİLLİ PARKI
​URFA 3: GÖBEKLİTEPE
​URFA 2 : SIRA GECESİ
​URFA 1: URFA SARISI
BİRAZ DAHA GÜNEŞ
​BAR KUŞU
​YAZI İŞÇİLİĞİNE GİRİŞ
DÜNÜN DÜNYASI
SEN BANA FAZLA İYİSİN
​AMSTERDAM’DA EV ÖZLEMİ
​BRÜKSEL’DE HEM DELİ HEM DİVANE
ANTWERP- GENT – BRUGGE: HIZLI ÇEKİMDE GEZMEK
FLAMAN MI VALON MU?
BİR DEMET KİTAP ve BİR BONUS
OLSUN.
ONDAN, BUNDAN, ŞUNDAN...
DİZİ DİZİ DİZİ 2
​BEN HEP SENİN YANINDAYDIM
​ASİYE KURTARDI!
​NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ
​HER KUŞA BİR YUVA
HER ŞEY HAYATTA KALABİLMEK İÇİN...
ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ
ZAMAN ZAMAN
2 OYUN 2 KİTAP
BAL BÖCEĞİ
DİZİ DİZİ DİZİ
​EVCİLLEŞTİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
EJDERHANA NASIL KENDİNİ SEVDİRİRSİN?
ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ
​AH ÇOK AYIP
ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?
YİNE DÜŞTÜK YOLLARA YOLLARA
VAR MISIN YOK MUSUN?
ŞEFKAT MEDİTASYONU
MELİKE LASTİKÇİDE
HADİ KOLAYSA SAKİN OL
Bu 5 Kişi Herkes Olabilirdi
Birbirimizi Taşımak
TEŞEKKÜR EDERİM
DİLİ OLAN KONUŞUR AMA NASIL?
İKİNCİ DİL ÖĞRENİMİNE DAİR HURAFELER
​YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK
BABAMIN 45LİKLERİ
1 KADIN 3 ŞAİR: OLAY NEDİR?
ÜÇ ADAM: FREDDIE , MÜSLÜM, LEONARD
KARANTİNA
CHOW CHOW
ŞEKERONYA
Aramadan Bulunmaz
BEN KENDİM İNSAN
Hadi İngilizce Öğrenelim
Çöpçatan
Dört Tip Olumsuz Duygu Hayatımızı Karartıyor
Hayal Et
Nerede Kalmıştık?
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
06:04
Güneş
07:28
Öğle
12:41
İkindi
15:22
Akşam
17:44
Yatsı
19:03
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ