Bu makale 30 Eylül 2019 09:55:44 Tarihinde eklenmiştir.

​URFA 3: GÖBEKLİTEPE

Göbeklitepe hakkında hep şu sözleri duydum: “Çok önemli.” “Orada bulunanlardan başka hiçbir yerde yok. Bütün insanlık tarihini değiştiriyor.” “İlahi bir tapınak, muazzam.” “2019 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine kalıcı olarak girdi.”

Fakat bu önemin nedenlerini kimse açıklamadı. Bu arada ortalıkta pek çok Göbeklitepe kitapları belirdi. Ve kitaplar birbirinden farklı bilgiler içerebiliyordu. Göbeklitepe gezisinde tur danışmanız arkeolog Nezih Aytaçlar’ın açıklamaları ve bizim için hazırladığı kitapçık sayesinde kafamdaki bütün taşlar birbirine oturdu. Şimdi size elimden geldiğince öğrendiklerimi aktarmayı planlıyorum.
 
Göbekli Tepe bilim insanlarının “Bereketli Hilal” olarak adlandırdığı bölgede bulunmuştur. Yabani buğday ve arpanın doğal yaşam alanı olan bu bölge, on binlerce yıl boyunca avcı-toplayıcı tarzda yaşayan Homo Sapiens’in tarımı başlattığı, hayvanların evcilleştirildiği ve yerleşik yaşama geçtiği “Neolitik Devrim”in ortaya çıktığı alan olarak kabul edilmektedir. Başka bir deyimle “uygarlık” Bereketli Hilal’de başladı. 


 

 
Göbeklitepe’yi diğer çağdaşlarından farklı kılan en önemli özellik burasının yerleşim alanı olmamasıdır. Konut olarak kullanılan ve günlük yaşam etkinliklerinin sürdürüldüğü yapılar yoktur ve sıradan günlük yaşama ait izlere, mesela tüketilmiş hayvan kemiklerine rastlanmamıştır.
 
Göbekli Tepe’deki yapılar “T” biçimli  yekpare dikilitaşlardır. Dikilitaşların çoğunda kabartma figürler vardır. Bu “T” biçimli dikilitaşların insanın simgelediği konusunda fikir birliği vardır. Yatay bölüm başı, dikey bölüm gövdeyi simgeler. Bu yapıların başka bir gerçeklik dünyasına gönderme yaptığı düşünülmektedir.
 
Dikilitaşların üzerinde çok sayıda figürve sembol kabartma olarak işlenmiştir. En çok görülen figürler yılan, tilki, yaban domuzu, turna kuşu, aslan, boğa, örümcek ve akreptir. Bu figürlere çeşitli soyut motifler ve özellikle “H” biçimli işaretler eşlik eder. Tüm bu sembollerin kendilerinden başka bir şeyi temsil ettikleri ileri sürülmektedir.  O dönem insanlarının ortak hafızasındaki bir mite gönderme yaptığı düşünülebilir.
 
Göbeklitepe söylenildiği gibi en eski yerleşim merkezi değildir. Gerek dönemi, gerekse “T” biçimli anıtsal dikilitaşlarıyla eşsiz bir arkeolojik alan da değildir. Benzer yapıların Sefer Tepe, Taşlı Tepe, Karahan Tepe ve Hamzan Tepe’de de varlığı tespit edilmiştir. Kısaca, Göbeklitepe’yi yapan insanlar birbiriyle etkileşim içinde olan, yaklaşık 80 km çapındaki bir coğrafyada ortak bir kültürel iz bırakmışlardı.
 
Göbeklitepe’deki anıtsal yapılar belirli bir süre kullanıldıktan sonra üstü kapatılmış ve başka bir noktaya yenisi yapılmıştır. Bu üstünü örtme işlemi bazı taşların çok iyi korunup günümüze sağlam ulaşmasına imkan vermiştir. Bazı taşlar bilinçli bir şekilde yerinden sökülüp tahrip edilmiştir ya da  sonraki tapınakta yeniden kullanılmıştır. Özetlemek gerekirse tapınaklar sadece ritüel mekanları olarak işlev görmemiş, bizzat yapılış ve çıkış süreçleri de ritüelin bir parçası olmuştur.
 
Dikilitaşlar üzerindeki kabartmalarda görülen yüksek sanat anlayışı ve ortak stil, bu süreçte çalışan “uzmanlaşmış” sanatçıların varlığını tartışma götürmez bir şekilde açığa vurmaktadır. Yani avcı-toplayıcı bir toplum içinde kendi geçimini sağlamak için çaba harcamayan, sadece bir alanda çalışan ve kendi uzmanlığını aktaracağı çıraklar yetiştiren , tüm bu süreçte de topluluğun diğer üyeleri tarafından geçimi sağlanan sanatçılar söz konusudur. Bu da söz konusu toplulukların sosyal yapısının bizim sandığımızdan daha karmaşık olduğunu göstermektedir.
 
Diğer bir önemli nokta taşların ağırlığı, buna bağlı olarak taşınma ve dikilme süreçleridir. Mevcut dikilitaşların bazısı 10 ton ağırlıktadır. Bu kadar ağır taşların taşınması ve tapınak içine dikilmesi çok karmaşık bir örgütlenmeyi sağlayacak hiyerarşik yapıyı gerektirir. Cevap bekleyen asıl soru, yerleşik yaşamın henüz başlarında olan insan gruplarının bu işin gerektirdiği muazzam örgütlenmeyi nasıl ve hangi ideolojiyle başarabildikleridir.


 



 
İnsanlık tarihinde kabul gören teoriye göre ilk kalıcı yerleşmeler  verimli toprakların ve uygun iklim koşullarının bulunduğu “Bereketli Hilal” bölgesinde başlamıştır. Tarımın gelişmesi ve hayvanların evcilleştirilmesinden uzun bir süre sonra toplumda sınıflaşma, uzmanlaşma ve hiyerarşik yapılar oluşmuştur. Yani uygarlığın ortaya çıkışının motoru çevresel ve sonrasında ekonomik alt  yapılardır. Marx’ın dediği gibi “Alt yapı üst yapıyı belirlediği kabul edilmektedir. Diğer yandan Göbekli Tepe’de tespit edilen bu ritüel alanı ve burada sadece sanat yaparak hayatını sürdüren bir grubun varlığı insanlık tarihinin ezberini bozmuştur. Avcı-toplayıcı yaşam tarzını sürdüren bu insanlar ekonomik ve çevresel etkenlerle değil, “dini” dürtülerle olağanüstü bir iş-bölümü, hiyerarşik örgütlenme ve uzmanlaşma aşamasını sağlamışlardır.








 
Ayrıca bilim insanları uzun süredir iç içe yaşamış iki insan türünden Homo Sapiens’in varlığını sürdürürken Homo Neandertal’in “soykırıma” uğramış olmasının sırrı üzerine kafa yormaktadır. Araştırmalar Neandertal insanının konuşma becerisi, küçük gruplar halinde örgütlenme, alet yapma teknikleri ve fiziksel güç açısından Sapiens’den geri olmadığını, hatta bazı açılardan avantajlı olduğunu açıklamıştır. Ancak çalışmalarda Neandertal yerleşimlerde sadece yakın çevreye ait malzeme bulunurken, Sapiens yerleşimlerinde yüzlerce km ötesiyle alışveriş yapılabildiğini gösteren buluntular vardır. Ticarette insanlar güvendikleri ve tanıdıkları insanlarla alışveriş yapar. Zarar görmeyeceklerini, ortak paydaları olan insanlara ihtiyaç vardır. Ortak inanç ya da ortak soy muhtemelen bu paydaları oluşturmaktadır.  Neandertaller yalnızca yüz yüze tanıştıkları ve “huyunu suyu bildikleri” küçük gruplarla birlikte hareket etmiştir. Sapiensler ise yüzlerce kişiden oluşan gruplarla hareket etme imkanına sahipti. Bu noktada Sapiens’lerin ortak paydaları “bir hayal icat etme ve onun peşinden gidebilme cesaretiyle yeteneği” olabilir mi? Belki bu soruya verilen cevapla Göbeklitepe’yi daha iyi anlamamız mümkün.
 
https://youtu.be/iBd1r5VOK2c
İki cihan sığar içime ama ben bir cihana sığamam.
 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
Melike Yıldız Diğer Yazıları
​SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM
İzmir Hayal Parkı
ÖNÜMDE BOŞ BİR UZAM
​KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA...
MİDİLLİ 2: BALIKÇI KAPTAN
​MİDİLLİ 1: DEDEMİN BAKKAL DEFTERİ
DİYARBAKIR
URFA 4 : HARRAN ve TEK TEK DAĞLARI MİLLİ PARKI
​URFA 3: GÖBEKLİTEPE
​URFA 2 : SIRA GECESİ
​URFA 1: URFA SARISI
BİRAZ DAHA GÜNEŞ
​BAR KUŞU
​YAZI İŞÇİLİĞİNE GİRİŞ
DÜNÜN DÜNYASI
SEN BANA FAZLA İYİSİN
​AMSTERDAM’DA EV ÖZLEMİ
​BRÜKSEL’DE HEM DELİ HEM DİVANE
ANTWERP- GENT – BRUGGE: HIZLI ÇEKİMDE GEZMEK
FLAMAN MI VALON MU?
BİR DEMET KİTAP ve BİR BONUS
OLSUN.
ONDAN, BUNDAN, ŞUNDAN...
DİZİ DİZİ DİZİ 2
​BEN HEP SENİN YANINDAYDIM
​ASİYE KURTARDI!
​NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ
​HER KUŞA BİR YUVA
HER ŞEY HAYATTA KALABİLMEK İÇİN...
ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ
ZAMAN ZAMAN
2 OYUN 2 KİTAP
BAL BÖCEĞİ
DİZİ DİZİ DİZİ
​EVCİLLEŞTİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
EJDERHANA NASIL KENDİNİ SEVDİRİRSİN?
ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ
​AH ÇOK AYIP
ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?
YİNE DÜŞTÜK YOLLARA YOLLARA
VAR MISIN YOK MUSUN?
ŞEFKAT MEDİTASYONU
MELİKE LASTİKÇİDE
HADİ KOLAYSA SAKİN OL
Bu 5 Kişi Herkes Olabilirdi
Birbirimizi Taşımak
TEŞEKKÜR EDERİM
DİLİ OLAN KONUŞUR AMA NASIL?
İKİNCİ DİL ÖĞRENİMİNE DAİR HURAFELER
​YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK
BABAMIN 45LİKLERİ
1 KADIN 3 ŞAİR: OLAY NEDİR?
ÜÇ ADAM: FREDDIE , MÜSLÜM, LEONARD
KARANTİNA
CHOW CHOW
ŞEKERONYA
Aramadan Bulunmaz
BEN KENDİM İNSAN
Hadi İngilizce Öğrenelim
Çöpçatan
Dört Tip Olumsuz Duygu Hayatımızı Karartıyor
Hayal Et
Nerede Kalmıştık?
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:35
Güneş
06:58
Öğle
12:15
İkindi
14:58
Akşam
17:21
Yatsı
18:39
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ