Bu makale 24 Eylül 2019 16:56:11 Tarihinde eklenmiştir.

​URFA 2 : SIRA GECESİ

Urfa’daki 1. günümüzde öğle yemeği için Cevahir adlı bir restorana gittik.

İçinde devasa patlıcanların olduğu patlıcan kebap yedim. Tatlı olarak “Şıllık” adında bir tatlıyı gezide tanıştığım bir anne oğulla paylaştık. Şıllık hayal kırıklığı oldu. Sanki yufkaları almışlar üst üste dizmişler, şerbet döküp üstüne ceviz serpiştirmişler. Neyse ki tatlı bitince tam karşımdaki sütuna dayalı duran oldukça büyük boyutlarda bir kuş kafesi olduğunu gördüm. Kafesin yanına gittiğimde aynen benimkisi gibi bir sultan papağanıyla karşılaştım. Bu da kebapçı kuşuydu tabi ki. Kebapçı kuşuna öpücük yolladım oralı bile olmadı; “Canım, cicim”  falan dedim benden iyice uzaklaştı. Biraz ıslık çaldım ilgilenir gibi oldu. Belki o da öter diye ıslık çalmayı sürdürdüm. Kebap kuşu tam ıslığıma cevap niteliğinde ötecek iken yan masadaki kadınlar beni susmam için uyardılar. Ben de hayal kırıklığı içinde yerime oturdum.
 
Masadaki insanlar bir kadından bahsediyorlardı. Bu mekanın sahibiymiş. Daha önceden başka bir mekanı varmış. 10 sene orayı işletmiş ve sonra ihalede kaybetmiş. Sonra bu hanı bulmuş ve her şeye tekrar yeniden başlamış. Kim bu kadın dedim, ne güzel ne cesur, ne başarılı dedim.
 

 
Akşamüstü otele döndüğümüzde 1 saat kadar boş vakit vardı. İnternetten Cevahir’i araştırdım. Cevahir restoran Osmanlı döneminde Samsat Han olarak bilinirmiş. Zamanında konumu gereği işlek bir hanmış. Sahibinin adı da Cevahir Asuman Yazmacı Urfa’nın ilk kadın girişimcisiymiş. Akşam Zeyno’yla Cevahir’e sıra gecesine gittik. Tekrar patlıcan kebap yediğimi belirtmeden edemeyeceğim...
 
“Sıra Gecesi”ni hep duyuyordum da ne olduğunu bir türlü algılayamıyordum. Sıra  geceleri, her hafta birinin evinde bir araya gelerek sohbet oyun ve müzik icra ettikleri toplantılarmış. Cevahir’den içeriye girdiğimiz aynı renk gömlek giymiş 5 genç adam saz çalıp hep bir ağızdan türkü söylüyordu. Masaya oturduk bir termos çay eşliğinde ikramlar gelmeye başladı. Diğer masalarda aileler, kız grupları, yeni evil ya da flört eden çiftler vardı. Onlar da ara  ara müzisyenlerin önündeki sahneye geçip şarkılar eşliğinde oyunuyorlardı. Gecenin sonuna doğru sahne boşaltıldı ve bir masa getirildi. Masanın üstüne çiğ köfte malzemeleri kondu ve bir aşçı gelip çiğ köfteyi yoğurmaya başladı. Bu sırada müzisyenlerden bir tanesi mikrofonu eline alıp ilk önce çiğ köftenin nasıl yapıldığına dair bilgiler verdi:
Çiğ köfte çiğ et, bulgur, salça ve baharatların buzla ovulmasıyla hazırlanıyor.
Çiğ köfte yapıldıktan 10-15 dakika içinde tüketilmesi gerekiyor. Aksi takdirde şişiyor ve yumuşuyor.
Çiğ köftenin kıtır kıtır bir tadı vardı. Sanırımben yalancı çiğ köfteyi ya da şişmiş çiğ köfteyi daha çok seviyorum.

Ayrıca çiğ köftenin tarihçesi hakkında bir hikaye anlattı. Tabi ki hikayedeki baş kahraman İbrahim Peygamber’di. Nemrut İbrahim Peygamber’i yakmak için şehirdeki bütün odunları toplatır ve ateş yakmayı yasaklar. Bir gün bir avcı avladığı ceylanla birlikte eve gelir. Ceylanı pişirecek ateş yoktur. Bunun üzerine avcının karısı ceylan etini baharatlarla yoğurur ve çiğ köfte yapar…
Sıra gecesi saat 11:00 gibi bitti. Taksiyle otele dönerken bu tür kültürel eğlencelerin İzmir’de de olması gerektiğini konuştuk.
 
Not: Gezimizin 3. Günü Urfa arkeoloji ve mozaik müzesine de gittik. Müze Avrupa’da gördüğüm müzeler kadar heybetli ve güzel. Fakat o gün çok kötü başım ağrıyordu ve müzeyi detaylı gezmek yerine müze kafeye gidip kahve içtim. Müze kafenin bir köşesinde yine oldukça büyük bir kafes vardı. İçinde de iki tane sultan papağanı. Pek doğru düzgün ötemiyorlardı. Sadece kendi aralarında cik cikliyorlardı. Onların seslerine melodili bir kuş sesi karıştı. Sultan papağanı kafesinin tam üstünde minik bir kafes; kafesin içinde tıfıl bir kanarya vardı ve bütün mekanı sesiyle dolduruyordu. Asıl ilginç olan benim Chow Chow’un da kanaryanın seslendirdiği mellodilerden ötebilmesiydi. Tabi ki kanarya melodileri Chow Chow’un repertuarının sadece bir bölümünü oluşturuyor. İşte bu kuşlarda müze kuşlarıydı :)




 
 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
Melike Yıldız Diğer Yazıları
İzmir Hayal Parkı
ÖNÜMDE BOŞ BİR UZAM
​KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA...
MİDİLLİ 2: BALIKÇI KAPTAN
​MİDİLLİ 1: DEDEMİN BAKKAL DEFTERİ
DİYARBAKIR
URFA 4 : HARRAN ve TEK TEK DAĞLARI MİLLİ PARKI
​URFA 3: GÖBEKLİTEPE
​URFA 2 : SIRA GECESİ
​URFA 1: URFA SARISI
BİRAZ DAHA GÜNEŞ
​BAR KUŞU
​YAZI İŞÇİLİĞİNE GİRİŞ
DÜNÜN DÜNYASI
SEN BANA FAZLA İYİSİN
​AMSTERDAM’DA EV ÖZLEMİ
​BRÜKSEL’DE HEM DELİ HEM DİVANE
ANTWERP- GENT – BRUGGE: HIZLI ÇEKİMDE GEZMEK
FLAMAN MI VALON MU?
BİR DEMET KİTAP ve BİR BONUS
OLSUN.
ONDAN, BUNDAN, ŞUNDAN...
DİZİ DİZİ DİZİ 2
​BEN HEP SENİN YANINDAYDIM
​ASİYE KURTARDI!
​NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ
​HER KUŞA BİR YUVA
HER ŞEY HAYATTA KALABİLMEK İÇİN...
ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ
ZAMAN ZAMAN
2 OYUN 2 KİTAP
BAL BÖCEĞİ
DİZİ DİZİ DİZİ
​EVCİLLEŞTİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
EJDERHANA NASIL KENDİNİ SEVDİRİRSİN?
ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ
​AH ÇOK AYIP
ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?
YİNE DÜŞTÜK YOLLARA YOLLARA
VAR MISIN YOK MUSUN?
ŞEFKAT MEDİTASYONU
MELİKE LASTİKÇİDE
HADİ KOLAYSA SAKİN OL
Bu 5 Kişi Herkes Olabilirdi
Birbirimizi Taşımak
TEŞEKKÜR EDERİM
DİLİ OLAN KONUŞUR AMA NASIL?
İKİNCİ DİL ÖĞRENİMİNE DAİR HURAFELER
​YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK
BABAMIN 45LİKLERİ
1 KADIN 3 ŞAİR: OLAY NEDİR?
ÜÇ ADAM: FREDDIE , MÜSLÜM, LEONARD
KARANTİNA
CHOW CHOW
ŞEKERONYA
Aramadan Bulunmaz
BEN KENDİM İNSAN
Hadi İngilizce Öğrenelim
Çöpçatan
Dört Tip Olumsuz Duygu Hayatımızı Karartıyor
Hayal Et
Nerede Kalmıştık?
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:31
Güneş
06:54
Öğle
12:14
İkindi
15:00
Akşam
17:24
Yatsı
18:42
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ