Bu makale 04 Ağustos 2019 20:37:59 Tarihinde eklenmiştir.

DÜNÜN DÜNYASI

Yaşadığımız her an tarih yazılıyor. Biz hepimiz bir döneme, bir oluşuma şahitlik ediyoruz...

DÜNÜN DÜNYASI
 
“Sakin, tutucu ve huzurlu bir hayattan
Fırlatılırız birdenbire dünyaya
Yüz binlerce dalga çalkalar
Her şey tahrik eder bizi,
Bazısı hoşumuza gider, bazısı keyfimizi kaçırır
Uymaz bir satimiz bir saatimize
Gider geliriz huzursuz duygular arasında,
Hissederiz ve hissettiğimiz şeyler
Alır götürür dünyanın renkli kargaşasını.”
GOETHE
 
Yaşadığımız her an tarih yazılıyor. Biz hepimiz bir döneme, bir oluşuma şahitlik ediyoruz. Dünyanın neresinde yaşarsan yaşa durum böyle. İşte Stefan Zweig’ın “Dünün Dünyası” isimli otobiyografisini okurken bunları hissettim. Stefan Zweig’la birlikte I. Dünya Savaşı öncesinden başlayıp Hitlerin yönetimine kadar uzanan bir Avrupa ‘ya şahitlik ettim. Zweig hayatın her rengini sonuna kadar yaşamış ve bunu hikaye gibi çok güzel anlatıyor.
 
I.Dünya savaşı öncesi Avusturya’yı şu cümlelerle vurguluyor:
 
“Güven içinde yaşamanın altın çağıydı. Neredeyse bin yıl hüküm süren Avusturya monarşimizde her şey kalıcılık üzerine kurulmuş gibiydi ve devlet bu devamlılığın en büyük güvencesiydi.” Sy 21
 
Nedenini de şu satırlarla açıklıyor:
 
“Çünkü benim doğduğum ve yetiştiğim yüzyıl hırslar yüzyılı değildi. Düzenli, sınıflandırmaları net, geçişleri rahat , telaşsız bir dünayadı. Yeni teknoloji makinelerde, arabalarda, telefon, radyo ve uçaklarda kalmış, insanlar henüz bu tempoya kaptırmamıştı…” sy 48
 
On dokuzuncu yüzyılda okulu anlattığı şu satırlarda günümüzün Türkiye’sinin eğitim sistemini görmek beni üzdü:
 
“Okul dönemine ait neşeli ve mutlu tek bir anım vardır, kapısını bir daha açmamak üzere gittiğim an…
Bu, Avusturya okullarının kötü olduğu anlamına gelmesin. Tam tersine, yüz yıllık deneyimin sonucu ortaya çıkan “müfredat” dedikleri şey, teşvik edici bir şekilde uygulansaydı, çok verimli evrensel bir eğitimin temeli oluşturulabilirdi… , ancak “müfredat”ın beklentilerini ne derece karşılayabileceğimizi bir makine gibi “iyi, yeterli, yetersiz” notlar vererek gösteren mekanik bir öğrenme düzeneğiydi… Bizler verileni öğrenmek, sonra da ne öğrendiğimizi sınavda göstermek zorundaydık; sekiz yıllık eğitimimiz boyunca tek bir öğretmenimiz bile ne öğrenmek istediğimizi bize sormadı…” sy53
 

Bu dönemle ilgili beni en çok hayretlere düşüren noktada gençliğin kötü bir şey olarak görülmesiydi. Yaşlılığın cazip olduğu, insanların kendilerini yaşlı göstermek istedikleri bir dönemmiş:
 
“Bugün artık tamamen değişmiş olan dünyamızda kırk yaşındaki otuz yaşında, altmış yaşındaki kırk yaşında görünmek için elinden geleni yaparken ve gençlik, enerji, işgücü ve özgüven beklenir ve tercih edilirken, güvenin baş tacı edildiği o günlerde ilerlemek isteyen herkes daha yaşlı görünmek için her türlü hileye başvururdu.” Sy 57
 
İnsanın neden düşüncesini geliştirmesi, neden kendisiyle uğraşması gerektiğini açıklıyordu adeta şu satırlar:
“İnsan kaslarını ihmal ederse bunu yıllar sonra telafi edebilir, düşüncedeki gelişim, yüreğin yakalama gücü ise ancak gelişme çağında mümkündür ve yüreğini erken yaşta açabilen kişi, sonraki yıllarda tüm dünyayı içine sığdırabilir.” Sy 83
 
Cinsellik bir tabuymuş ve bu yüzden de fahişelik çok revaçtaymış:
 
“Dünya Savaşı öncesine kadar Avrupa’da fahişeliğin ne denli yayıldığını günümüz kuşağı hayal bile edemez. Bugün kentlerde fahişelere rastlamak, taşıt yolunda atlara rastlamak kadar ender iken, o günlerde yaya yolları fahişelerle öyle doluydu ki, onlardan kaçınmak onları bulmaktan daha zordu…” sy 108
 
Stefan Zweig ünlü bir yazar olmanın sıkıntılarını yaşamış ve anonimliğe de övgüler yağdırmıştır bir anlamda:
 
“…Bir insanın dış görünüşündeki her şeyin tanınması, kişinin farkında olmadan kendi “Ben”ini –Werfel’in deyimiyle—“aynadaki yansıması” gibi yaşamaya, beden dilini belli bir tarzla konuşturmaya götürür ki, dış görünüşteki bu değişiklik sonucunda, doğal olarak kişinin doğasındaki candan, samimi, özgür ve tasasız tutum kaybolur. Bugün yeniden başlayabilseydim, eserlerimi başka bir adla yayınlatarak her iki mutlu durumu, edebiyattaki başarımın ve kişiliğimin gizli kalmasının keyfini çıkarırdım; çünkü zaten çekici ve süprizlerle dolu olan hayatı iki “Ben”le yaşamaktan daha ne güzel olabilir ki?” sy 373
 
 “Dünün Dünyası” otobiyografinin çok ötesinde bir kitap. İçinde felsefe, tarih, kara mizah herşeyi barındırıyor. Keyifle okudum ve şiddetle tavsiye ederim.
 
 
 

 
 
Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
04:16
Güneş
05:42
Öğle
12:32
İkindi
16:14
Akşam
19:12
Yatsı
20:32
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ