Bu makale 17 Temmuz 2019 20:43:45 Tarihinde eklenmiştir.

ANTWERP- GENT – BRUGGE: HIZLI ÇEKİMDE GEZMEK

Benim tatile çıkma sebebim turistik yerleri gezip görmek değildir. Ben bir nebze olsun farklı kültürleri ve insanları tanımak için gezerim. Adalet’le de planımız buydu.

Fakat Adalet’in çok işleri çıktı ve ben yalnız kaldım. Bu durumda da yapılacak en iyi iş turlara katılmaktı. Tatilimin 2. ve 3. günleri sabahları yollara düşüp akşama kadar farklı ülkelerden gelmiş insanlarla Antwerp, Ghent ve Brugge şehirlerini gezdim. Ve tabi ki bir de Brüksel şehir tanıtım turuna katıldım. Böylece 4 farklı profesyonel rehber tanımış oldum. Rehberlerden bir tanesi  karizmatikti. Fransız aktör Gerard Depardieu’ya benziyordu. Benim Türk olduğumu duyunca bana İngilizce biliyor musun diye sorup şöyle bir süzdü. Ben de onu süzdüm. Ayrıca İngilizce bilmeden neden bu tura katılayım ki? Neyse turun sonunda yanıma yaklaşıp iki tür Türk olduğundan bahsetti. Ve bu iki tür Türk birbirine taban tabana zıtmış. Sanırım beni iyi tür kategorisine yerleştirdi. Rehberlerde bir nevi öğretmen gibiler. Şehirleri öğretiyorlar. Ama onların dersleri sayılı günlerde oluyor. Öğretmenlik gibi her gün değil.
 

 
Rehberlerden UNESCO dünya mirası logosunu öğrendim. UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) farklı kültür ve medeniyetler tarafından ortaya konan ve insanlığın ortak mirası olarak tanımlanan kültürel ve  fiziksel öneme sahip yerleri koruma altına alıyor. Koruma altına aldığı yerleri de resimdeki logoyla işaretliyor. Türkiye’de Göbeklitepe’de UNESCO’nun koruma altına aldığı bölgelerden bir tanesidir.
 
Tur katılımcıları Hindistan, Amerika, Japonya, İsrail’den gelmişlerdi. Hepimiz şaşkın şaşkın rehberlerin peşinden hızlı hızlı yürüdük. O kadar çok gezdim ve gördüm ki  bir süre sonra gittiğim yerlerin neye benzediğini unutmaya başladım. (Yani rehberler hızlıca anlattı ama bir öğretmen gibi konuyla ilgili egzersiz çözdürüp örneklerle açıklamadılar.).  Ah neyse, aklımda kalanları biraz da internetten araştırarak seninle paylaşıyorum.
 
ANTWERP (ANVERS)
09.07.2019 sabahında Brüksel turu yaptık. Güzel bir turdu, daha sonra paylaşacağım.  Öğleden sonra Antwerp’e gittik. Turdan aklımda net olarak kalan iki şeyden biri 10 katlı MAS müzesidir. 10. Kata kadar çıkıp terastan Antwerp limanına ve şehrine kuşbakışı bakmak özel bir deneyimdi. Bu arada Antwerp limanı Rotterdam limanından sonra Avrupa’nın 2. Büyük limanı. Muhteşem bir tren istasyonu var. Tren istasyonunda sizi kocaman bir güvercin heykeli karşılıyor.

 
Tur esnasında yürüyüşlerde hep bir Japon kızla denk geldik. Sonra konuşmaya başladık. Japonya’dan tek başına Belçika’ya gelmiş. Adı Nako, kendi kendine geziyormuş. Brüksel’e döndüğümüzde beni Chez Leon adında midyeciye götürdü. Brüksel’de midyeleri bir tencere içinde kereviz yapraklarıyla ve az bir unla pişiriyorlar. Midye tenceresinin dibinde beyaz renkli yeşil yapraklı çorba gibi bir su oluyor. Sonra bu midyeyi bira ve patatesle servis ediyorlar. Oraya özel bir yemek olduğu için yemek lazım ama ben bizim midye dolmayı tercih ederim. Bu midyeler minicik ve doğru düzgün bir tadı yok. Nako bir de waffle yapan bir dükkanı tavsiye etti: Maison Dandoy. Bir kaç gün sonra orada waffle yedim ve waffle olayını anladım. Çıtır ve yumuşak bir waffle özel soslarla servis ediliyor. Baklavayı tercih ederim ama bu da güzel.
 

 
GHENT (GENT)
09.07.2019 tarihinde sabah yine turla Gent şehrine geldik. Belçika’da gezdiğim bütün şehirlerde adım başı görkemli binalar, tarih ve doğa vardı ama Gent bence içlerinden en güzeliydi. Şehrin içinde bir kale ve nehir olması şehre masalsı bir hava veriyor. Heybetli saat kulesi bana garip bir şekilde güven hissi verdi. Sanırım turda her şeyin saatle olması ve benim sürekli geç kalacağım ve beni burada bırakacaklar diye endişe etmemden kaynaklandıJ
Bu tur sırasında da Amerika’da çalışan bir Hintliyle denk geldik. Ben binaları ağzım açık hayranlıkla seyrederken o şu sözlerle şikayet etti:
 
“Brüksel’de ve Antwerp’te bütün binalar yenileniyor buradakilere dokunulmamış bile, çok eskimişler. Restorasyona ihtiyaçları var.”
Adama uzaylı gibi baktım, idrak etmem zor oldu. Türkiye’de sit alanı ilan edilmesine rağmen korunmaya bile alınmayan tarihi ve kültürel mekanlar aklıma geldi. Derin bir iç çektim.
 

 
BRUGGE
Belçika’nın kuzeyinde orta çağ atmosferini yansıtan bir flaman bölgesi Brugge. Brugge şehrine gitmeden önce hakkında o kadar çok övgü işittim ki aslını gördüğümde hayal kırıklığına uğradım. Gent daha güzel, daha masalsı bence.  Brugge’da mutlaka kanal turuna katılın, yağmur da yağsa bu turu kaçırmayın. Hem şehrin doğal ve tarihi eserlerini hızlıca görmek hem de nehrin içinde yüzen kuğulara yakınlaşmak için çok ideal bir tur. Büyük Meydan (Grate Markt), şu zamana kadar gördüğüm en geniş meydanlardan bir tanesi. Meydanda içinde avlusu olan yapının tamamlanması 600 sene sürmüş. Meydanın çevresindeki ara sokaklarda alışveriş için her çeşit dükkan bulmak mümkün.
 

 

 
 
 
 
 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
04:08
Güneş
05:36
Öğle
12:34
İkindi
16:18
Akşam
19:21
Yatsı
20:44
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ