Advert
Advert
Bu makale 06 Şubat 2019 11:55:07 Tarihinde eklenmiştir.

ŞEFKAT MEDİTASYONU

2011 yılı yazıydı, iki aylığına yoga eğitimi için Fransa’da Angouleme yakınlarında kırsal bir alanda kampa gidecektim. O zamana kadar yazlarımı hep Türkiye’de Ege’nin çılgın sıcağında geçirmiştim. Gideceğim yerde dört mevsimin de yaz aylarında yaşandığını, bu yüzden yazlık kışlık ne varsa götürmemi tavsiye ettiler.

O zamanlar her hücrem yaz aylarını sıcakla, güneşle özdeşleştirmişti, başka türlüsünün imkanı yoktu. Bir kaç parça kışlık ve bol bol yazlık götürdüm. Sonuç hüsran... Sürekli yağmur yağdı, hem de bardaktan boşanırcasına, çadırım delinecek sandım. Bazen günde iki saat güneş açıyordu ama öyle çok ısıttığı falan yoktu yani İzmir’in Kasım ortası güneşi... İstisnasız herkes kısacık şortlarını, elbiselerini giyip havuzun kenarında güneşleniyordu. Tüm bunları hayret içinde seyrettim ve Türkiye’de yazlık yerlerde kömürleşene kadar güneşlenen bazı turistleri anladım. Güneşin ne kadar ısıtabileceğine dair çok fazla fikirleri yoktu işte... Bir süre sonra çevremdeki insanlar benim hep aynı kıyafetleri giydiğimi fark ettiler. Sebebini sordular ben de söyledim. Onlar da bana kalın kıyafetler verdiler, hatta benim yazlıklarla takas ettiğimiz bile oldu. Yazın ortasında yaşadığım bu kış benim moralimi bozdu ve bir gün bunu İsveç’ten gelen bir arkadaşımla paylaştım. Bana şöyle dedi: “Biz İsveç’te kötü hava yoktur, kötü ruh hali vardır deriz.”
 
Tabi ki o da haklı. Ekonomik refahın, sosyal güvencenin en yüksek olduğu gelişmiş bir Avrupa ülkesinde yaşamasına rağmen İsveç’teki coğrafi koşullar yüzünden gündüzün unutulduğu uzun gecelere, bulutlu ve yağmurlu havalara mahkum... Bir yerde teselli edebiyatı üretmesi gerek...


 
 
 
Ocak ayında İzmir’de hava hep kapalı ve yağmurluydu. Üstüne arabamın patlayan lastikleri, pıtır pıtır çıkan sivilcelerim ve son olarak şişen gözüm eklendi. Tatil nedir anlayamadım, çünkü genellikle evdeydim ve geçici bir durum olduğu için teselli edebiyatı da üretmedim. Evren tarafından bir inzivaya çekildim ve bol bol meditasyon yaptım. Şefkat (Compassion, meta) meditasyonu beni derinden etkiledi. Burada seninle de deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Dilerim denersin....
 
ŞEFKAT MEDİTASYONU beş aşamadan oluşuyor. Ben bazen her aşamayı 8 dakika bazen de 5 dakika olarak yaptım. Şimdi sana tek tek aşamaları ve hislerimi anlatacağım.

1. Aşamada kendini düşünüyorsun. “Mutlu olayım”, “Izdırapsız  olayım.”, “Sevip sevileyim” gibi olumlama cümleleri kullanabildiğin gibi imgelem de yapabilirsin. Örneğin kendini altın rengi bir ışıkla çevrili düşünebilirsin. Bu aşama benim için gayet olağandı zaten sürekli kendime yoğunlaştığımdan olsa gerek

 2. Aşamada sevdiğin birisini düşünüyorsun ve aynı dilekleri onun için de diliyorsun. Bu aşamada gayet kabul edilebilirdi, sonuçta sevdiklerim mutlu olursa ben daha da mutlu olurum (Yani hep ben, ben, ben, o yüce ben...)
 

3. Aşamada tanıdığın birisini düşünüyorsun. Herhangi bir yakın paylaşımının olmadığı, senin için sıradan birisini. Ben bizim buradaki bakkalı düşündüm. Ona da birinci aşamada kendin için dilediklerini diliyorsun. Bu çok garipti. Yani acısına ya da sevincine şahit olmadığım, hiçbir ortak paydamın olmadığı birisinin durup dururken iyiliğini düşünmek... Evet dedim o da mutlu olmalıydı, onun da hakkı.

 4. Aşamada hayatındaki zor bir kişiyi düşünüyordun ve onun için de iyi dileklerde bulunuyordun. Ben, güzellik merkezinde yüzüme uygulamayı yapan kişiyi düşündüm. Daha doğrusu düşünmek istedim ve sonra vazgeçtim, sonra tekrar düşündüm... Sonra dedim ki o da mutlu olsun, onun mutsuzluğu bana hiçbir şey kazandırmayacak. Biraz zorlama da olsa ona iyi dileklerimi yolladım. Sonrasında kendimi daha rahat hissettim çünkü bir şekilde öfke ve kızgınlığın yarattığı o ağır baskıdan arınmaya başladım.

 

5. Aşamada sevdiğini, tanıdığını ve zor kişiliği bir araya getiriyorsun. Bu sefer aynı dilekleri hepiniz için diliyorsun. Sonra bu gruba sevdiklerini, aileni ölmüşlerini, politikacıları, komşularını, ahbaplarını herkesi tek tek davet ediyorsun ve aynı dilekleri diliyorsun. Meditasyon yaparken orada davet ettiğim herkesle bütün olduğumu hissettim ve bana çok iyi geldi...
 
 
Şefkat meditasyonu bana “Sense 8”adlı Netflix dizisini anımsattı. Bu dizi “The Matrix”in yaratıcıları Wachowsker kardeşlerin imzasını taşıyor.Dizinin konusu dünyanın 8 farklı yerinden 8 farklı karakterin zihinsel ve duyusal olarak birbirlerine bağlı olması ve telepati yoluyla birbirlerinin hayatlarını yaşayabilmelerini konu alıyor. Bu sekiz kişi sekiz farklı karakter. Her birinin yaşadıkları toplumdan ayrıksı bir yanı var. Birbirlerine destek olarak yaşadıkları problemlerin üstesinden geliyorlar.
 
Hindistan’daki meditasyon hocam bir konuşmasında meditasyonun bir ameliyat olduğunu söylemişti. Bilinçaltımızda çözümlenmemiş problemlere yapılan bir müdahaleydi meditasyon. O sessizlik içinde farkında olmadan sebebini bilmediğimiz o acıdan arınmak. Kendini ve başkalarını affetmek ve özgürleşmek. Böylece diğer insanlara da her kim ve nerede olursa olsun daha duyarlı olabilmek. Düşünsene belki buevrende herkes “Sense 8” dizisindeki 8 kişi gibi birbirlerine bağlı ama bunu fark edemiyorlar. Fark edemedikleri için birbirlerine yararlı olamıyorlar. Bence olabilir. Sence?
 
 

 
 
 

Fish in the sea you know how I feel 
Denizdeki balık nasıl hissettiğimi sen biliyorsun 

River running free you know how I feel 
Özgür akan nehir nasıl hissettiğimi sen biliyorsun 

Blossom in the tree you know how I feel 
Ağaçtaki çiçek nasıl hissettiğimi sen biliyorsun 

It's a new dawn 
Bu yeni bir şafak 

It's a new day 
Bu yeni bir gün 

It's a new life 
Bu yeni bir hayat 

For me 
Benim için 
 
And I'm feeling good 
Ve iyi hissediyorum 
 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
Advert
Advert
Advert
HAVA DURUMU
Gün
Bugün
Sıcaklık
7°C / 3°C
Durum
Kuvvetli Yağmurlu
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:45
Güneş
07:07
Öğle
12:46
İkindi
15:44
Akşam
18:13
Yatsı
19:28
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
Advert
ANKET
TÜMÜ