Şanlıurfa Gündemini Belirleyen En Son Sıcak Gelişmeler, Şanlıurfa Kaza Haberleri, Beyaz Masadaki Siyasi Tartışmalar Urfa.com Farkı İle Sizlerle

Bu makale 04 Aralık 2018 10:26:21 Tarihinde eklenmiştir.

BABAMIN 45LİKLERİ

Koşuyordum, sürekli depar atıyordum. Arkama bile bakmadan kaçıyordum. Sonunda evimin kapısına geldim, hızla kilidi açtım.

Tam içeri girerken onları gördüm. Bir Çin Aslanı (Chow Chow ) ve sarışın, düz uzun saçlı, kâküllü, 3-4 yaşlarında bir kız çocuğu... Benimle eve gelmek, benimle yaşamak istiyorlardı. Kapıyı yüzlerine güm diye kapattım ve kapıya sırtımı verip yere oturdum. Kalbim güm güm atıyordu, köpek ve çocuk kapıyı çalıyorlar, içeri girmek için yalvarıyorlardı. Ben onlardan çok korkuyordum, sanki azılı katillermiş gibi... Sıkıntıyla uyandım. Rüya kesinlikle kabus değildi ama nedense ben de kabus etkisi yaratmıştı. Anladım ki evimde köpek beslemeye henüz hazır değilim...
 

 
Yukarıda gördüğünüz tabaklar karşı komşumun on gündür bana getirdiği yemeklerin tabakları... Bu yemek işi çok zamanımı alıyor. Ancak tarifleri birebir uygularsam güzel yemek yapabiliyorum. Tarifte bir problem varsa yemekte kötü oluyor. Kendim uydurmaya kalktığımdaysa sonuç tam bir israf oluyor. Geçen hafta uydurmasyon yaptığım pırasa yemeğini ben bile yiyemedim. Bu durumda da karşı komsunun tabaklarını dolu olarak iade etmem pek söz konusu olmuyor.
 
Bugün günlerden kutsal Pazar; semt pazarı günü. Pazarda bir ot şenliği vardı ki akıllara ziyan: ebegümeci, ısırgan, karışık otlar...Pazar çantam hınca hınç sebze ve meyveyle doldu ama ev börekleri yapan yerde nefsime yenildim. Bir parça ev böreği aldım. Pazarcı teyze bana çay ikram etmek istedi.
 
“Şimdi gitmem gerek; haftaya borcunuz olsun.”
 
“Bak kızım içmezsen çok üzülürüm. İnsan arada  dinlenmeli. Bu adamların, çocukların, evin işi bitmez nasıl olsa boş ver.”
 
Kafamı hafifçe sallayıp kadının karton bardağa doldurduğu çayı aldım. Kadına “Teyze ben kendime yetişemiyorum; çocuğu kocayı hiç düşünemiyorum.” deyip dürüst olmanın çok bir anlamı yoktu.
 
Çayımı bitirdikten sonra balıkçıya gidip balık aldım. Ve eve gittim. Eve girmeden önce karşı komşunun kapısını çaldım. Kimse açmadı. Acaba akşam evde olmayacak mı diye endişelendim çünkü ona da balık salata ve cennet hurmalı tatlımdan götürmek istiyordum. Bugün o tabakları verdim verdim yoksa bir hafta daha ben de kalmaları mümkün. Eve girince hemen telefonla aradım.
 
“Pembiş Teyze neredesin?”
“Dün oğluma gittim orada kaldım.”
“Bugün akşam da orada mısınız?”
“Yok bugün geliyorum.”
“Tamam  akşam size balık getireceğim.”
“Zahmet etme Melike’ciğim, çalışıyorsun zaten...”
 
Yani resmen Pembiş Teyzeye telefon açıp hesap sordum.
 
Bu arada tabi ki rüyam üzerinde enine boyuna düşünüp psikolojik analizler yaptım. Evet, henüz bir köpekle yaşamaya hazır değildim ama daha az bakım isteyen bir canlıya evet diyebilirdim. Veeee bir papağan almaya karar verdim. Adını da Chow Chow koyacağım. Papağanlar konuşmayı öğrenebiliyor, böylece b evdeki Türk sanat müziği çalışmalarımdan şarkı söylemeyi de öğrenebilir. J Koro demişken...
 
Türk sanat müziği korosu derslerime üç haftadır devam ediyorum. İlk başta çok garip gelmişti. Sırf rüyamda gördüm diye ömrü hayatım boyunca hiç ilgi duymadığım bir şeyin içine düşüvermiştim. İrene benimle birlikte olmasaydı hayatta tek başıma gitmezdim. İrene Türk sanat müziğine aşina, küçükken evlerinde hep Türk sanat musikisi dinlenirmiş. Bizim evde de hep yabancı parçalar çalınırdı. Bir pikabımız ve babamın yabancı yerli parçaların olduğu 45lik plakları vardı (Resimde görüldüğü üzere şu anda ağabeyim barında dekoratif amaçlı kullanıyor ama hala çalışıyor). Babam, annem, ağabeyim ve ben çalıp çalıp oynadığımızı hatırlıyorum. Bak işte yine babamı özlediğimi hatırladım...
 

 
Neyse konumuza dönelim. Hocamız son derece otoriter ve titiz. Derse geç kalınmasına, çalışma esnasında konuşulmasına, bir de öğrettiği parçaları kafamıza göre yorumlamamıza kesinlikle tahammülü yok. Doğruyu söylemek gerekirse ben de disiplinli bir öğretmenim, bu yüzden hocayı anlıyorum fakat insan böyle olunca ciddi bir stres yaşıyormuş. Örneğin, iki hafta önce İrene’yle sohbete dalıp saati unutmuşuz, geç kalacağız diye ödümüz koptu. Hoca bize kızacak diye bir koşmamız var rüyamdaki koşmam yanında halt etmiş. O an öğrencilerimi çok iyi anladım...
 
Şimdi sana çalışmalar sırasında öğrendiğim bir takım bilgileri aktaracağım. Bana değişik ve ilginç geldi; belki senin de hoşuna gider. Türk sanat müziğinde güfte(söz) beste ilişkisi çok önemliymiş. Selahattin Pınar, 1902-1960 yıllarında yaşamış bir musikisi bestecisi. Güftedeki manayı besteye inanılmaz iyi bir şekilde uygular. Kendisini çok fazla beğenir ve diğer sanatçıları pek beğenmezmiş. Bir tek Mustafa Nafiz Irmak’ı çok beğenirmiş. Kravatlara özel bir ilgisi varmış.  Bir gün kravatını eleştiren arkadaşına" sesimi, sazımı ve hatta bestelerimi bile eleştirebilirsiniz fakat kravatımı asla" diyerek tepki vermiş… 800'e yakın kravatı olduğu rivayetler arasında. İki saatlik öğle uykusundan asla taviz vermezmiş. Bir gün Mustafa Nafiz Irmak’ı kendisini uykudan uyandırdığı için tüfekle kovalamış. Tiyatro sanatçısı Afife Jale’yle altı yıl kadar evli kalmış ve Afife Jale’yi kötü alışkanlıklarından kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapmış. Başarılı olamamış.  “Evcara” adlı eserinin mezarının başında Sabite Tur Gülerman ya da Safiye Ayla tarafından seslendirilmesini istemiş. Ve öyle de olmuş...
 
İtiraf ediyorum Türk sanat müziğinin temposu bana çok ağır geliyor. Ben gürül gürül bir insanım, heyecanla, şarkıyı haykırmak istiyorum ama bu müzikte bir sürü kural var, çok dikkatli söylemen gerekiyor. Diğer yandan garip bir farkındalık kazanmaya başladım. Arabada radyo dinlerken Türk sanat müziği denk geldiğinde artık istasyon değiştirmek yerine şarkıcıların nasıl söylediklerine dikkat etmeye başladım. Ben mi nasıl söylüyorum? Bilmesen daha iyi...
 
 
Aslında Selahattin Pınar’ı andığım şu yazıda onun bir parçasını paylaşmam uygun olandı. Ama ben babamı anmak istiyorum. İşte deliler gibi dans ettiğimiz unutamadığım Babamın 45liklerinden bir tanesi. Eğer bilinçaltımın bir müziği varsa bu şarkıdırJ
 

 
It is the winter that knocks on our door
Kapımızı çalan kıştır
My friends, let's dance like the fire
Arkadaşlar ateş gibi dans edelim
It is the winter that devil takes away
Bu şeytanın kaçtığı kıştır
My friends, tonight let's forget it
Arkadaşlar bu gece bunu unutalım
 
 
 
 
Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
Gün
Bugün
Sıcaklık
9°C / 8°C
Durum
Yağmurlu
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:57
Güneş
07:25
Öğle
12:28
İkindi
14:56
Akşam
17:18
Yatsı
18:39
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Koltuğunda Kimi Görmek İstersiniz?