Bu makale 17 Ocak 2018 18:00:47 Tarihinde eklenmiştir.

Karanlıktan Aydınlığa Doğru

Hayata ilk başlama evresi olarak var olduğumuz yer anne karnıdır. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren doğuncaya kadar karanlıklar içindeyiz, karanlığı bilmeden ve kendimizi hiç görmeden. Belki de kendimizi hiç bilmeden sadece var olmak için büyüdük, geliştik ve aydınlıkta yaşayabileceğimiz standartlara ulaşınca ise doğduk; aydınlığa kavuştuk. Kavuştuk aydınlığa ama tekrar kendi elimizle kendimizi karanlık bataklığına sürüklemez isek!

Hayata ilk başlama evresi olarak var olduğumuz yer anne karnıdır. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren doğuncaya kadar karanlıklar içindeyiz, karanlığı bilmeden ve kendimizi hiç görmeden. Belki de kendimizi hiç bilmeden sadece var olmak için büyüdük, geliştik ve aydınlıkta yaşayabileceğimiz standartlara ulaşınca ise doğduk; aydınlığa kavuştuk. Kavuştuk aydınlığa ama tekrar kendi elimizle kendimizi karanlık bataklığına sürüklemez isek! 

Doğduk ve var olduk. Gerçekten var olduk mu? Şöyle bir düşündüğümüzde biz neyiz, ne olacağız, kim olacağız gibi bir endişemiz hiç olmuyor zaten? Çünkü doğduğumuz yer bize her şeyi hazırlamış ve biz de içinde büyüyoruz. Bu durum bizim için aydınlık bir gelecek mi, karanlık bir gelecek mi? Aydınlık diyenler de olacak karanlık diyenler olacak mı bilemiyorum ama ben şahsen tamamen karanlık bir gelecek olacağını düşünüyorum. Çünkü önceki neslin bilgilerinin (doğru-yanlış olduğuna bakmaksızın) kopyası olacağımız çok büyük bir ihtimal. Zaten bizden önceki nesil de kendinden önceki neslin kopyası değil mi? Önceki neslin öncesi de kendinden önceki nesillerin kopyası değil mi? Bunu geriye doğru sıralamak gayet mümkün; çünkü kopyayı kopya ederek yeni bir şey üretmeyi beklemek kopyanın kendi doğasına aykırıdır.

Biz insanoğlu zihinsel aydınlığa güneş ile değil, kendi aklımızı kullanarak ancak ulaşabiliriz. Zaten aydınlanma demek aklını kullanmak demek değil mi? Kendi aklımızı başka insanların kabul etmiş olduğu ideolojilerden kurtarabilirsek işte o zaman kendi aydınlığımızı yakalamış oluruz ve kopya olmaktan çıkar esas olan kimliğimizi kazanmış olacağız. Sahi bizler kimin veya kimlerin bilgilerinin kopyasıyız biliyor muyuz? Bilgisel yönden kopyası olduğumuz kişiler kimin kopyası? Bakın hep bildiklerimiz hep kopya imiş!!!!

-Bir de şöyle düşünelim mi: geçmişten isimlerini duyduklarımız ne yaptılar da bugün isimleri halen biliniyor? Sokrates eğer geçmişin kopyası olsaydı biz bugün Sokrates ismini bilebilir miydik? Sokrates mevcut bilgilerden sıyrılarak kendi aklını kullanmış ve kendi aydınlığını yakalamış olduğu için binlerce yıl sonraya ışık tutabilmiştir.
- Acaba yüz yıl sonra bugün yaşayan kaç kişinin ismi tekrar anılacak?

-Belki de en karanlık olarak kabul ettiğimiz ölüm bizim için aydınlık olur. Çünkü tekrar anne karnındaki karanlık gibi yerin karanlığında oluyoruz. Yine kendimizden habersiz yeniden doğum olacakmış gibi diriliş günü her şey aydınlanmış olacak. İnancım bana bunu söylüyor. Bana göre ölümün doğumdan farkı da yoktur. 

Var olmak istiyorsanız, kopya olmaktan vazgeçin, kendi bilgi kimliğinizi ortaya koyun ve kendi bilgelik aydınlığınızın peşinden gidin. Aydınlığınızı da yakalayın. Karanlık korkutmasın sizleri; çünkü tek bir kıvılcım karanlığı yok edebilir. Aydınlanma kişinin kendi aklını kullanmasıyla başlar, karanlık içinde kalmak ise kopya olmak için yeterlidir. Yeryüzünde incelenmedik tek bir alan kalmayıncaya kadar inceleme yapmadı iseniz mutlak aydınlığı yakalamış olamazsınız. Aydınlanmak için başlamak lazım. 

*Karanlığı yok etmeye çalışmayın; aydınlanmanın olduğu bir yerde karanlıklar kendiliğinden yok olacaktır. 
-MERDÜMGİRİZ-
Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
Gün
Bugün
Sıcaklık
7°C / 3°C
Durum
Kuvvetli Yağmurlu
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
06:03
Güneş
07:29
Öğle
12:43
İkindi
15:21
Akşam
17:45
Yatsı
19:03
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Koltuğunda Kimi Görmek İstersiniz?