Bu makale 28 Temmuz 2017 17:52:13 Tarihinde eklenmiştir.

Hala Geç Değil

Uzun zamandır yazmak için epey kafa yoruyorum. Aslında yazacak çok şey var fakat gündem o kadar hızlı ve kaygan bir zemindeki, görüş belirtmek biraz zor oluyor. Ortadoğu’da hızla gelişen yeni yapılaşmalar, ekonomik çalkantılar siyasi belirsizlikler almış başını gidiyor. Her ülke kendine göre bir hedef belirlemiş ve hedefe ulaşma yoluna doğru politikalar üretmenin telaşı içinde.

Tüm bu git gelelerin içinde ülkemizin yeri neresi. Bu gergin günlerin sonunda ortaya çıkacak manzara ne olacak. Bu açıdan yola çıkarak . Bölge ülkeleri ile geliştirilen diyaloglara bakıldığında uzun bir zamandır izlenen inişli çıkışlı dış politika ile bölgede yalnızlaşan bir ülke konumuna geldik. Uluslararası politik arenada siyasetten yaptırım gücünün her gün zayıfladığına tanık oluyoruz. Ekonomik olarak da pek parlak sayılmaz göstergeler var. Düne kadar yenidünya devleri arasında olmak için söylemde çok büyük laflar söyleyenler bugün bu durumda olmamızın en büyük müsebbipleridir. Komşu ülkelerle geliştirilen kardeşlik hukuku şimdi tehditkâr bir işleyişe vesile olmuş. Her ülke politikası ile ilgili yapılan açıklama, karşıt sert bir söylemle cevap bulabiliyor.


Dış dünyada randımanlı bir gelişme olmadığı gibi ülke içerisinde de rayına oturmuş düzgün işleyen bir mekanizma yok gibi. Her kurumda kendini ciddi anlamda hissettiren bir rahatsızlık gözle görülür şekilde sokağa yansımış. Siyasal gelişmeler bir bütün olarak ülke menfaati politikası dışına çıkmış… Adalet duygusu tamamıyla zedelenmiş. Neredeyse adalette
güvenen kalmamış ülkede. Adaleti sağlamak ve dağıtmakla görevli insanlar adaleti unutup kendilerinin hayat kaygısı peşine düşmüş. Kamuoyunda adalet güvenirliği ile yapılan anket araştırmaları ışığında böyle bir tespite varabiliyoruz. Her hükümet başa geldiğinde elbette kadroları ile gelmeli ki ülkenin menfaati için planladığı politikalarını hayatta geçirmek için. Ülkedeki kaotik darbe ortamından dolayı kamuda çalışan insanların büyük bölümü açığa alınma ve ihraç korkusuyla görev yapmaya çalışıyor. Kamu kurum ve kuruluşta çalışanlar her gün o korkuyu kâbus gibi boyunlarında taşıyorlar. Bana ne zaman sıra gelecek korkusu sarmış herkesi. Devletin bekasını ve halkın refahını bir tarafa bırakıp kendi menfaatlerini öne çıkaranlar mutlak suretle ayıklanmalı. Fakat işlem yapılırken sadece topluma karşı o bencil duyguyu taşıyanlar bu uygulamadan korkmalı. Böylesi puslu izlemini uyandıran bir ortamda mutlu olmak ve hayatta bağlanmak duygusu insanda ne kadar hâkim olur kestirmek zor olmasa gerek. 15 Temmuz vakasının karanlığı hala tam anlamıyla ne olduğu açığa çıkarılmayan ve çıkarılması için yapılan çalışmalara engel olan görünmez eller olduğu kesin. Sokağa darbenin lanetli bir hareket olduğu söylemi bu ülkede yaşayan bizlere huzur ve refah getirmesi için yeterli bir argüman değil.


Bütün menfi duygulardan sıyrılıp bir an önce toplumun her kesimi ile kucaklayıcı politikalar geliştirmek öncelikli çalışma olmalıdır. 15 Temmuz hareketinden dolayı suçlu ve suçsuz ayrıştırması bir an önce yapılıp durumdan gerçekten mağdur olanlar var ise bu mağduriyet ivedilikle giderilmelidir. Adalette olan güvenin tesis edilmesi için halkların oylarıyla seçilmişlerin ülkenin kaderinde etkin rol almaları için politik mecraları genişlemeli. Dünya kamuoyunda ülkemizin prestijini zedeleyen tutuklu vekillerle ilgili düzenlemeler yapmak gereklidir. Ülkeyi yönetenler, hep birlikte yarınlara güçlü başlangıç için bugünden ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikalardan ve söylemlerden arınıp halka bütünleşmelidirler. Bunun için hala geç kalınmış değil.


28.07.2017
Urfa
Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
04:40
Güneş
06:02
Öğle
12:26
İkindi
15:53
Akşam
18:38
Yatsı
19:53
PUAN DURUMU
Sıra Takım O G M B Av Puan
ANKET
TÜMÜ