Yazarlar

Bu din kimsenin tekelinde değildir

Din kimsenin tekelinde değil. Dini anlatan insanlar sizin bizim gibi sıradan insanlar. Bir üstünlükleri yok. Bizden daha üstün bir zekaya sahip değiller.

Bu din kimsenin tekelinde değildir

Hiç bir kul bir diğerinden üstün değildir. Öğrenmek isteğinizi kendiniz okuyarak öğrenin, Çünkü biz Allah’ı bilmek, onun bizden ne istediğini anlamakla mesulüz. Bunun için de Allah’la ilgili her şeyi okuyup, araştırıp bilmek zorundayız. Ama.. herkes bizzat kendi okuyup Allah’ı bilmek zorunda. Bu nedenle Kur’ânı Kerim’i Hadis-i Şerifleri okumalı, anlayıp yaşamaya gayret etmeli.

Zira Allah’ı ve dini anlatanlar üstünlük verilmiş, seçilmiş, veya belli bir seviyeden geçirilmiş insanlar değil. Ki bu mümkün de değil, en nihayetinde onlar da birer insan. O sebeple, yanlış okuyabilir, yanlış anlayabilir, veyahut bizi kasten yanlış yönlendirebilirler.

“Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki de onlar, kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki de alay ettikleri kendilerinden daha iyidir. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra, doğrudan ayrılıp günaha girmek (fısk) ne kötü bir isimdir. Tövbe etmeyenler zâlimlerin tâ kendileridir.”
Hucurât sûresi (49), 11

Mü’minler arası ilişkilerde dikkat edilmesi gerekli nezâket noktaları bulunmaktadır. Bunların başında müslümanlarla alay etmemek gelmektedir. Alay etmek, hakâret ve horlamak, gülünecek şekilde ayıplamak, eğlenmek demektir. Bu, sözle olabileceği gibi, hareketlerle, kaş-göz işaretleriyle de olur. Erkek ve kadın topluluklarına ayrı ayrı hitâbeden âyet-i kerîmede alay etme yasağının gerekçesi her iki defasında da “Belki alay ettikleri, kendilerinden daha iyidir” diye ortaya konulmuştur. Allah katında kimin ne durumda olduğunu ancak Allah bilir. O halde kimse dış görünüşe bakıp da gözüne kestirdiği insanları horlamaya, onlarla eğlenmeye teşebbüs ve cür’et etmemelidir.

Âyette geçen erkekler topluluğu ve kadınlar (kavim ve nisâ) kelimelerinin belirsiz (nekre) olarak gelmiş olması, yasaklamanın genel olduğunu gösterir. Ayrıca bu ifade tarzı, İslâm’ın değişik kavim ve milletlere yayılacağına, başkalarını alaya almanın onlarla eğlenmeye kalkmanın zararının büyük olduğuna, kadınlı erkekli kalabalıklarla bu işin yapılacağına ve alay eden, maskaralık yapan kişilerin veya kadınların çevresinde gülüp eğlenecek kalabalıkların toplanacağına yani işin hiç bir zaman ferdî olarak kalmayacağına işaret etmektedir.

Âyette, müminleri ayıplamaya kalkan müslümanların aslında kendilerini ayıplamış olacaklarına “Kendi kendinizi ayıplamayın” buyurularak dikkat çekilmiştir. Çünkü aynı imanı paylaşan müslümanlar, aslında bir tek nefis gibidirler. Nitekim “Müslüman müslümanın aynasıdır” buyurulmuştur.

Ayrıca yergi ve kötülük anlamına gelen lakaplar takılması da müslümanları küçük görme eğiliminin bir belirtisi sayılarak yasaklanmıştır. O halde müslümanı gücendirecek ve ayıplayacak lakaplarla çağırmak, müslümanın yapacağı bir iş olmamalıdır.
Selam ve dua ile..

Urfa com

AŞAĞIDAKİ İKONLARA TIKLAYARAK SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZA ULAŞABİLİRSİNİZ.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı